BLOGGER TEMPLATES - TWITTER BACKGROUNDS

VI VERI VENIVERSUM VIVUS VICI

Ben ve Kendim.



Kendimi dinliyorum, yazarak hesaplaşıyorum.









29 Ekim 2011 Cumartesi

Hayatların Bestesi



Bir tek hayat mı var? Bir tek zaman mı? Bir şimdi, bir gelecek ya da bir tek geçmiş mi var? Kaç kişiysek , o kadar hayat mı var yoksa..? Kimimiz yavaşsak hayatta, kimimiz son sürat gidiyoruz. Aynı zamanı farklı algılıyor, farklı hissettiriyoruz. Peki ortak evrenimizde , ortak yaşanmışlıklarımız yok mu? Hepimizi bir müzisyen kabul etsek, aynı notalardan , aynı enstrümanı kullanarak , aynı şekilde mi icra ediyoruz, ettik, hayat denen eseri...? Geçmişi  hep aynı mı yaşıyoruz hafızalarımızda ?Metronom hep aynı hızda mı , bir sağa bir sola sallanıyor, sallandı? Andante? Allegro? Presto?
Kim belirleyebilir bir müzik eserinin nasıl çalınması gerektiğini, bestecisi mi? Hayır, beste  ortaya çıktıktan sonra, onu icra eden sanatçının yorumu , yepyeni bir şey yaratmıştır aslında. Kimse , bestekarı bile, yanlış diyemez, dememeli...
Beethoven, Ode To Joy, Neşeye Övgü eseri, 9.senfoninin  finalinde yer alır. Besteci  her  bölümün başına tempoyu belirlemek üzere metronom işaretleri koymuştur. Ancak müzik tarihinin en sert tartışmalarından biri, eseri icra eden şeflerin bu tempo bildiren işaretlere isyanıyla ortaya çıkmıştır.
Peki bizler ‘Hayat’ isimli besteyi , aynı notalar eşliğinde ayrı ayrı icra eden sanatçılar değil miyiz? Kim diyebilir, sadece bir tek icra şekli mevcut diye. Bestenin notalarına bağlı kalmak kaydı şartıyla, tüm insanların icralarını dinlemekten keyif duyarım.
Salonlar değişir, zaman değişir,müzisyenler değişir, tempo değişir, gelecek her çalınan notayla tekrar şekillenir, tekrar şekillenir, tekrar şekillenir… Ama hayatın içinde gizli hakikat değişmez, onu arayışımız ve ben’in bize giden yolculuğu değişmez....
A.Serhat Demirel
29.10.2011, Gaziosmanpaşa

Beri gel, beri!




Beri gel, beri! Daha da beri!

Bu yol vuruculuk ne zamana kadar sürüp gidecek?
Mademki sen bensin, ben de senim,
nedir bu senlik ve benlik?
Biz Hakkın nuruyuz, Hakkın aynasıyız.
Şu halde kendi kendimizle, birbirimizle
ne diye çekişip duruyoruz?
Bir aydınlık, bir aydınlıktan neden böyle kaçıyor?
Haydi, şu benlikten kurtul, herkesle anlaş,
herkesle hoş geçin.
Sen kendinde kaldıkça, bir tanesin, bir zerresin,
fakat herkesle birleştin, kaynaştın mı,
bir ummansın, bir madensin!
Dünyada çeşitli diller var ama hepsinin de 
anlamı bir.
Çeşitli kaplara konan sular, kaplar kırılınca 
birleşirler,
bir su halinde akarlar.

Mevlana Celalettin Rumi
 

9 Ekim 2011 Pazar

Yağmurlu Günlerde İnsanlar Üçe Ayrılır


Yağmurlu günlerde insanlar üçe ayrılır.
Yağmuru sevenler,
Yağmuru sevmeyenler,
Yağmurun farkında olmayanlar.

İkisine saygı duyarım.
Yağmuru sevenler
Ve
Yağmuru sevmeyenler.

Yağmuru seven insanlar ikiye ayrılır;
Yağmurda gezenler,
Yağmurdan kaçanlar.

Yağmurda gezen insanlarsa ikiye ayrılır
Şemsiyesiyle kaçanlar,
Şemsiyesiz yollarda dolaşanlar.

İşte ben
‘Şemsiyesiz Yollarda Dolaşan Yağmuru Seven’lerdenim.

Ya sen , kimlerdensin?

A.Serhat Demirel
09.10.2011 , Gaziosmanpaşa

Terazi

Hep bir terazin olsun elinde, evinde, iş yerinde ve yüreğinde.
Tartmak ilk işin olsun konuşurken, yaparken, düzeltirken, alırken ve verirken.
Önce cahilliğini tart, bilgini sona bırak.
Severken, kızarken ve söylerken , kefeye hem kalbini hem de aklını koy.
Koy ki ağır mı gelecek sonra, önceden bilesin.

A.Serhat Demirel
09.10.2011, Beyoğlu