Bir tek hayat mı var? Bir tek zaman mı? Bir şimdi, bir gelecek ya da bir tek geçmiş mi var? Kaç kişiysek , o kadar hayat mı var yoksa..? Kimimiz yavaşsak hayatta, kimimiz son sürat gidiyoruz. Aynı zamanı farklı algılıyor, farklı hissettiriyoruz. Peki ortak evrenimizde , ortak yaşanmışlıklarımız yok mu? Hepimizi bir müzisyen kabul etsek, aynı notalardan , aynı enstrümanı kullanarak , aynı şekilde mi icra ediyoruz, ettik, hayat denen eseri...? Geçmişi hep aynı mı yaşıyoruz hafızalarımızda ?Metronom hep aynı hızda mı , bir sağa bir sola sallanıyor, sallandı? Andante? Allegro? Presto?
Kim belirleyebilir bir müzik eserinin nasıl çalınması gerektiğini, bestecisi mi? Hayır, beste ortaya çıktıktan sonra, onu icra eden sanatçının yorumu , yepyeni bir şey yaratmıştır aslında. Kimse , bestekarı bile, yanlış diyemez, dememeli...
Beethoven, Ode To Joy, Neşeye Övgü eseri, 9.senfoninin finalinde yer alır. Besteci her bölümün başına tempoyu belirlemek üzere metronom işaretleri koymuştur. Ancak müzik tarihinin en sert tartışmalarından biri, eseri icra eden şeflerin bu tempo bildiren işaretlere isyanıyla ortaya çıkmıştır.
Peki bizler ‘Hayat’ isimli besteyi , aynı notalar eşliğinde ayrı ayrı icra eden sanatçılar değil miyiz? Kim diyebilir, sadece bir tek icra şekli mevcut diye. Bestenin notalarına bağlı kalmak kaydı şartıyla, tüm insanların icralarını dinlemekten keyif duyarım.
Salonlar değişir, zaman değişir,müzisyenler değişir, tempo değişir, gelecek her çalınan notayla tekrar şekillenir, tekrar şekillenir, tekrar şekillenir… Ama hayatın içinde gizli hakikat değişmez, onu arayışımız ve ben’in bize giden yolculuğu değişmez....
A.Serhat Demirel
29.10.2011, Gaziosmanpaşa
Paylaşmak Güzeldir
Email
Facebook
Twitter
Technorati
Delicous
Digg
Yahoo
Google
Live Space
MySpace
0 yorum:
Yorum Gönder