BLOGGER TEMPLATES - TWITTER BACKGROUNDS

VI VERI VENIVERSUM VIVUS VICI

Ben ve Kendim.



Kendimi dinliyorum, yazarak hesaplaşıyorum.









29 Mart 2013 Cuma

Tutakalmışım


Bırakamadım tuttuklarımı. 
Sanki bıraksam onlar değil , 
Ben düşeceğim. 
Öyle kasılmış ki ellerim, 
Hükmedemiyorum, bıraktıramıyorum. 
Ne zaman tuttum, neden tuttum, 
Hatırlamıyorum. 
Hatta gözlerim ne tuttuğumu bile görmez olmuş.  
Bilinçsizce tutakalmışım.

A.Serhat Demirel 
28.03.2012 , Gaziomanpaşa

14 Mart 2013 Perşembe

Başım Havada!




Aklımın ve bedenimin arasındaki gerilim şiddeti, yaşlandıkça azalacağına artıyordu. Şimdi dedim,büyüdüm,  artık durulacak bu dalgaların yarattığı sarsıntılar. Olmadı, olamadı.
Kendimi tanımaya yöneldiğim ilk yıllar anlamaya, anlamlandırmaya çalışmakla geçti kendimde ve çevremde görüp dinlediklerimi. Anlamlandırmaya ilk adımlarımla birlikte kendimi teslim ettim göremediklerime ve duyamadıklarıma.
Her bulduğum bir bilmeceydi önceleri çözülmesi gereken benim için, sonra esas bulmacanın kendim olduğunu kavradım. Esas olan benim dışımdakiler değildi.

Şimdi sorarsanız bana ;
Neler değişti dünden bugüne :
Aslında hiçbirşeyle herşey arasında birşeyler değişti. Ne hiç’e , ne de her’e uzak,
Siyahla ile Beyaz arasındaki fark kadar. Kaçamak cevap vermek değil amacım ama,  aslında anlatabilecek çok şey de yok, huzursuzum aslında. Galiba değişimin öznesinden kaynaklanan bir huzursuzluk.
Birçok şey değişti fiziksel olarak, ancak bir tek şey var ki, onun değişimi aslında herşeyi değiştirdi.  
Ben,
Ben değişti,
Ben değiştim.

Hayat benden ibaretti, ben varsam vardı, yoksam yok. Anladığım kadar değil, yaşadığım kadar insandım.
Artık yaşatabildiğim kadar da.
Bulamadıklarım vardı, ardından üzüntülerim, matem dolu sessizliklerim.
Kendimi bilme çabam vardı. Yolumun başını ve yolun sonunu sorgulardım.
Yarınlara bırakabileceklerim için bitmek tükenmek bilmeyen enerjim vardı, daima güneş tam da gölgelerin göremediğim andaydı.
Bugün için de arayışlarım var artık, bugüne dair  görevlerim bekler şimdi.

Neleri değişmiş algıladım diye düşünürken, neler aynı kaldı benim için sorusu kurcaladı aklımı.

Yaşamak AŞK’mış, Aşkınlığa duyulan AŞK.
Acı içindeyken mutlu olmak
Yalnızken kendi kendinin dostu olmak
Kalabalıkta eksiğini bulmak
Onunla tamamlanmak
Sonra beraber eksik kalmak
Sonra başkaldırmak da insanlıkmış, köle olmamak da, köle kalmamak da.
Düzene  saygı gösterip, kabullenip parçası olmak da, fakat bir o kadar da
görmek , gördüğüne göz yummamak da insanlıkmış.
Gördüğünün ardındakileri düşünerek anlamlandırmaya çalışmak da…

Aşk değişmedi, kendimi anlamak , insana ve insanlığa olan inanç ve hayranlık değişmedi. Arayışlarım değişmedi, bulamadıklarım hala aynı kaldı. Ancak İnsanlığın İnsan’dan beklentisi, öncelikle kendisinin değişime açık olmasıdır. Dün  kendisinin değişimi için çalışan , bugün değişen olduğu kadar değiştiren de olmalıdır.  Kendi özünün gürlüğüne ulaşan insanın , fikir özgürlüğü davasında artık toplumun düzensizliğine de  başkaldıran olma vakti de gelmiştir artık.

Başım havada…

A.Serhat Demirel
14.03.2013,Beyoğlu

16 Şubat 2013 Cumartesi

Nehirde iki gölge

Işıkların yüzdüğü  ve hatta dans ettiği bir nehir var rüyalarımda. Oldukça yüksek bir kayadan bakıyorum genelde. Ne varsa yok aslında, hepsi benim.Ve ben acizce paylaşamıyorum kimseyle, şairin dediği gibi kelimeler kifayetsiz duygularımı aktarmamda. Sadece bakıyorum, bakışlarımla anlatabilmeye çabalıyorum. Nehirde 2 gölge var ışıkların arasında. Yanyana, omuz omuza, yürek yüreğe. Birbirlerine ben diye hitap ediyorlar.  Gürül gürül akıyor nehir, aynı hayat gibi. Tutabilene, tutunabilene aşk olsun. Zamanı durduramazların , nehri durdurma çabaları beyhude. Ben’ler durmuş nehrin kıyısında, dalgaların arasındaki Ben'lere bakıyorlar. Biri de çıkıp sen kimsin diye sormuyor, sorular hep ben kimim'le ilgili ...

A.Serhat Demirel
16.02.2013 , Beyoğlu
 




10 Şubat 2013 Pazar

Gözlerim Kapalı



Smetana, Bohemya'nın ulusal kahramanı,müzik üstadı.
Prag'a gittiyseniz hemen hemen her yerde aynı melodiyi duyarsınız. Bazense duymanıza gerek kalmadan , farketmeden göz göze gelirsiniz. O öyle bir melodidir ki,zaman zaman Vltava nehrinin köpükleri arasından gürül gürül , zaman zamansa şehrin binalarının muhteşem mimarisinin arasından sinsice çıkar karşınıza. Bakmadan görmenin haylaz heyecanı sarar tüm bedeninizi.
Charles Köprüsü'nün tam ortasında durdum,gözlerimi kapattım. Kapattım ki, o dünyanın en güzel şehrinin silüeti , büyüleyip de engel olmasın duymak istediklerime diye. Gözlerimi kapattığımda nerede olduğumun bir önemi kalmaz bazen. Karanlıktan korkan bir çocuğun gözlerini kapatması ve kendi aydınlığına sarılması gibi,kapanan gözler kendi dünyalarımıza götürür benleri. Doğduğumuz, büyüdüğümüz,vatanımız dediğimiz yerlere götürür bazen, bazen de alır oradan kendimizi ait hissedemediğimiz yerlere savurur bizleri.
Gözlerim kapalı, Prag'ı dinliyorum, Smetana'yı dinliyorum, Vltava'yı dinliyorum. Hatta İstanbul'u ,Paris'i ve İzmir'i dinliyorum.
Nereliyim ben?
Vatanım neresi benim?
Sadece kütüğüme mi bağlıyım?
Yoksa zincirlerle bir kütüğe mi bağlanmışım?
Hür bir göçmen kuş misali,nerede sıcaklık bulsam oralı olabilir miyim?
Acaba sadece güneşin peşi sıra uçan bir kuş, sadece kanatları var diye ,gerçekten özgür kalabilir mi? Gölgelerin soğuğu ,öğreten bir kucak olamaz mı bazen?
Kendimi ait hissetsem de, bana ait hissedemediklerimle bunalıyorum durdukça.
Kendimi verebilmenin huzuru, sahip olmanın hırsları altında eziliyor.
Gözlerim kapalı, aslında hiç gözlerim açılmamış gibi, hep gösterilenin büyüsünde, hep dinlendirilenlerin kıskacında gibiyim.
Hiç bestem olmamış gibiyim , "Vatanım" gibi “Su”ya yazdığım notalarım olmamışlığın eksikliği var üzerimde.
Gözlerimi açmaya çalışıyorum. Nehrin hipnoz eden  gürültüsü eşliğinde ağırlaşmış göz kapaklarım direniyor, gözlerim ışığın rahatsızlığı içinde. Açamıyorum. Gözlerimin itaatsizliği, ruhumun özgürlüğüne bir an için geçici bir güç veriyor. 
Yorgunum.
Şehrin ışıkları arasındaki karanlıkla, gözkapaklarımın altındaki gölgelerin aydınlığının mücadelesine seyirci kalıyorum.
Duruyorum.
Yine bir yerlerde Moldau çalıyor, bırakıyorum kendimi şehre, dinleniyorum müzikle…

A.Serhat Demirel

10.02.2013, Gaziosmanpaşa