‘Kasımpatı’ , nam-ı diğer ‘Krizantem’…. Bir nevi papatya aslında.
Papatya! Papatya doğumu, yenilenmeyi, sıcaklığı müjdeler insana. Bir yıldız gibidir, bir güneştir sanki. Ona bakanın ruhunu besler, yeniler ve gençleştirir. Yaprakları seviyor, sevmiyorun cevaplarını verir insana, yan yana zincir olur, taç olur kafalara. Aklını tutamazsın o sırada, sarı ve beyaz, buluşturur tüm fikirlerini mavilikle, uçurur gökyüzüne.
Papatya tarlalarına da, bahçelerine de zaten “çiçekleri kopartmayınız” yazmak yasaktır. Papatya koparılmak için büyüyen yegâne çiçektir çünkü. O ki, temas edince insana, aslında bütün olur bu evrenle, görevini ve ilahi çevrimdeki yerini bulur, mutluluk olur karışır. Yalnızlık ona göre değildir, yaşamak ve yaşatmak için koparılması lazımdır, pamuk ipliği ile bağlı olduğu topraktan.
Kasımda özlersin papatyayı biraz daha fazla, ona sahip olmaktan çok, sahip olamamak değerini hissettirir keza. Boştur, gridir onsuz etraf. Biraz yaşamaya rağmen, bu dönemde ölümdür hayat sanki biraz da. Korkmazsın bilirim ölümden, bitmez dersin aslıda hayat, yeni başlar insan için her şey. Herşey yaşar dersin, hiçbir şey ölmez. Bundan dolayıdır ki, O ‘na giderken bir Kasım Papatya’sı götürürsün, dilin varmaz ona Ölüm Çiçeği demeye, için için Papatya o diye isyan edersin. Papatya’dır aslında Kasımpatı senin için ve her Kasım’da hatırladığın değildir o, içinde yeri belli olandır. Kim ne derse desin, ben bana göre yaşarım hayatı dersin ve bana göre anlamlandırırım her şeyi. Kim söyleyebilir ki, yok olanı, yok olacağı ya da var olduğunu. Sen hissediyorsan, duyuyorsan ve düşünüyorsan vardır, var olacaktır ve varsındır.
Alalade bir Kasım Papatya’sı duruyor masada, o sana bakıyor, sen ona. Koparılıp alınmış topraktan, can damarı kesilmiş, ama var, hem de senin kadar capcanlı biliyorsun. Bir dalın köküne bağlı olması yaşaması için yeter şart değil ve bundan dolayıdır ki köküne dokunmak gerekmez yaşamak için, için için kendi kendine tekrar ediyorsun. Ve sen biliyorsun ki, O’nun yanında, kalbinde olması için nefes alması gerekmez. Ve yaşayarak , kendin olarak yaşatıyorsun onu…
A.Serhat Demirel
10.11.2010, Gaziosmanpaşa
Paylaşmak Güzeldir
Email
Facebook
Twitter
Technorati
Delicous
Digg
Yahoo
Google
Live Space
MySpace
1 yorum:
İyiki banada göndermişsin.Böylece arşivdekileride okuma olanağını buldum ve şu sonuca vardım;
Sen bir yerlerde yazmalısın arkadaş...
Yorum Gönder