BLOGGER TEMPLATES - TWITTER BACKGROUNDS

VI VERI VENIVERSUM VIVUS VICI

Ben ve Kendim.



Kendimi dinliyorum, yazarak hesaplaşıyorum.









19 Kasım 2010 Cuma

Kordon'da hesaplaşma


    Yağmurun ıslatarak parlattığı yollarda yürüyorum, hedefsiz, istikametsiz, düşünceli ve bir başına. Aynı yollar değil buralar, çok değişmiş birkaç yılda. Beni hep aynı yerlere götüren yollar mı değişmiş, İzmir mi, yoksa değişen ben miyim? Hayatım yürümekle bitmeyen, bitirilemeyen bir yol gibi. Her yol birbirinin aynı, fakat bir o kadar da benzemez sanki birbirine. Fayton sesleri, gülüşen gençlerin sesine karışıyor, içimdeki nostaljinin sesi, buraların yeni efendilerine direniyor. Görmez oluyor gözlerim üzerinde soğuk biraları içtiğim çimleri, kokusu yok artık körfezin ve kafası binbeşyüz o adamın şarkısı duyulmaz olmuş. Yabancı gibiyim Kordon’a, sanki hiç benim olmamış gibi, çok uzakta yaşanıyor artık sanki.
    Tarihin unutulmaz kahramanı Sezar “ Her Yol Roma’ya çıkar “ buyurmuş. Sadece tüm ticaret yollarının merkezi olmasını mı anlatıyor bu söz, yoksa  Roma kanunlarından kaçılamayacağının, onun kudretinin mi ifadesi? Roma bir sembol mü yoksa? Her yolcunun sonunda farkında olarak ya da olmayarak kendine ulaşması gibi, Sezar’da herkesin gönlündeki yaşanacak ideal olmasını arzuladığı Roma’yı mı sembolleştirmiş ? Sorular cevaplardan çok, yeni yeni soruları tetikliyor beynimde. Ben bendeki Roma’ya, İzmir’e dönüyorum tekrar.  Her yol İzmir’ e çıkar diyorum kendi kendime. Yüzüm Karşı Yaka’ya dönük, seyrediyorum batan güneşin bulutları gruplaştırdığı manzarayı. Her baktığını görür mü ki insan, her dinlediğini duyar mı acaba? Aynı manzara ne kadar farklı ifade edilir bakan tarafından? Kimi bulutları görür, kimi yağmur geliyor der, kimi güneşi bulutların gölgelerinde fark eder. Bense Karşı Yaka'da Karşıyaka'yı görüyorum şu anda. Karşıyaka herkes için çok ayrı anlamlara gebedir. Bu yakadan bakmak kolaydır, ama baktığını görmek ve anlamlandırmak zor olandır. Gözlerini kapatıp, gönlünle bakabilirsen Karşıyaka’ya, anlatamazsın, kelimelere dökemezsin zaten her şeyi. Hele onu yaşamayı bırakıp, uzaktan seversen onu, anlamını kaybeder, uzar buralardan gider başka diyarlara, kaybedersin. Galiba benim içinde yavaş yavaş kaybedilensin, Karşıyaka , İzmir. Gözden ırak olan, gönülden ırak olur derler. Özlemim farklı, aklımda kalan farklı, yaşanan çok farklı buralarda.
    Sirena’da biramı yudumluyorum şimdi, Kordon’un en çok özlenen ritüelinin keyfini çıkartıyorum, doyasıya içime çekiyorum, dosdoğru yaşıyorum.
   
    Sıcak bir merhaba şişeyi getiren tanıdık yüze. 
 “Nerelerdesin ağabey, özledik seni!”
“ Eyvallah , ben de özledim, ama özlediğim gitmiş bir yerlere, ben de başka bir yere savrulmuşum.”
“İyisin değil mi ağabey?”
“İyiyim , hatta çok iyiyim sağolasın.”
Tedirgin ve meraklı yüz ifadesi ile ayrıldı yanımdan, masadaki Leyla ile Mecnun kalbi takıldı gözüme o anda, anahtarla kazınmış besbelli. Leyla, Mecnun’u sevdiği gibi  mi seviliyor Mecnun tarafından ? Kavuştuklarında neler oluyor acaba? Aşk başkalaşıyor mu? Aşk kavuşabilmenin sert dalgalarına dayanabiliyor mu?  Yoksa esas olan kavuşabilmek mi? Sonrası…?
    Artık sadece ışıklar kaldı Karşı Yaka’da. Her biri uzaktan bakıldığında bir anda birbirine benzeyen ışıklar. Aydınlattıklarına uzaktan bakıyorum, baktıkça uzaklaşıyorum. Yolculuk devam ediyor, dünya dönüyor, ben adımlarımı sıklaştırıyorum. İzmir aynı İzmir, bense değiştim gerçeği ile yüzleşiyorum. Dirensem de kaçınılamaz gerçek bu. Birazdan yağmur yağacak gibi, şemsiyesiz kalmamak lazım. Bir zamanlar yağmurda  ıslanabilmek için şemsiyesiz yürüdüğüm yollarda, şimdi kaçıyorum damlalardan.

İzmir'e çisil çisil yağmur yağıyor...

18.11.2010, Alsancak

1 yorum:

happyapple dedi ki...

Çok güzel bir yazı olmuş Serhat. Eline, beynine, diline sağlık.
O gün oradaydım ben de, Sirena'da. Serdar "oo hoşgeldin, ne kadar oldu geleli?" diye karşıladı. Biramı içerken -tadı yıllardır aynı kalan- ne çok değişti hem İzmir hem ben diye düşündüm, aynen. Birlikte orada oturduğum dostların çoğu yok ortada. Her yer değişti, Kordon bile değişti, deniz azaldı... Sirena aynı kaldığından mı oradan asla vazgeçemiyorum diye düşündüm... belki.